20 Ekim 2010 Çarşamba

saçmalamalar

evet biliyorum. birsürü boş vaktim varken yapacak işim yok. o yüzden bloga sardım. bir şeyler yapmalıyım, konuşmalıyım, düşünmeliyim, üretmeliyim. tamam, kabul. abarttım. üretme kısmını es geçebiliriz. bu gün daha iyi hissediyorum sanırım. evet kesinlikle daha iyiyim. canımın sıkılmasını saymazsak. aslında bayadır şiir yazmamışım ben. acaba tekrar ne zaman yazabileceğim? bilmiyorum artık kağıtlara yazmak bile gelmiyor içimdekiler. üşeniyorum. farklı bir şeyler bulamıyorum yazmak i,çin. sanki hep tekrar ediyormuş gibi geliyor. aslında deneme yazmak istiyorum. hatta assay yazmaya çalışmaya başlayabilirim. ya da bizim paragrafları yazabilirim. evet evet inglizce yazabilirm. hayatım ingilizce olsu zaten. böğk.
kabul ediyorum sıkıldım. saçmalama moduna geçtim. üstelik kasıma kadar çalışmamaya şartladım kendimi.
yeter.

19 Ekim 2010 Salı

düşünüşler

merak ediyorum hayatımın ne hale geleceğini. daha farklı bakıyorum hayata artık. gerçeklerle yalanları daha az karıştırıyorum. kendimi kandırmamaya çalışıyorum. korkuyorum aslında yaşadığımın yalan olmasından, inanmaya çalışıyorum, eskisinden farklı şu an biliyorum ama iyi mi kötü mü emin olamıyorum. ne yapmam gerek bilemiyorum. bunun da ellerimden kayıp gitmesini istemiyorum. göklerde uçmaya devam etmek istiyorum. çok yüksek.. düşmek istemiyorum. herkes bana cesaret veriyor ama ben görebiliyorum, değişen bir şeyler var. belki de yalnız kalmaktır benim kaderim. o da giderse buna inanacağım artık. çünkü başka inanacağım bir şey kalmadı.
eğer giderse.. gitmesin istriyorum. güçsüz olmamalıyım. ben hep ayakta durandım, yıkılmayandım ve güçlü görünmeye alıştım ama yoruyor bazen bu zırhları üstünde taşımak. durmak istiyorum. olanca gücümle bağırmak istiyorum. içimden bir şeyler aksın gitsin istiyorum. aslında atlayıp gidesim var buralardan. dünyayı gezmek istiyorum. gerideki kimseyi düşünmemek istiyorum. hiçbir kimsenin sorumluluğunu taşımamak. hayallerle yaşamak daha yorucu oluyor aslında. olabilirliğini biliyorsun ama gerçekleştiremiyorsun. para yok cesaret yok hiçbir şey yok. ooof daral geliyor bazen.
bir de onunla açık açık da konuşamıyorum. sanki açık açık konuşsam daha da kötü olucak. ortada bir problem var hissediyorum ama o konuyu açmalı mıyım bilmiyorum. neden böyle olduğunu sorsam gerçekten öyle olacakmış gibi. bunaldım çok.
ne yapmalıyım ne yapmalıyım ne yapmalıyım da kendimi oyalamalıyım. hayır tek başına vakit geçirince de aklın hep bu konularda oluyor. oyalanamıyor insan. sinemaya falan mı gitsem acaba? ooy..
opal gibi oldum iyice. keyifliyken bu kıtırdatmalar, başın cidden sıkışınca oyylamalar. aslında o kadar reddettim ama içten içe opalim belki de ben. myra değilim. sahte mi benim parlaklığım. parlıyorum bliyorum, neşeliyim ama sönüyorum.güneş değilim belki de ben. bir kibrit ateşinden farksızım belki de.